İğne İpliğe Dönmüş Ruhlara İthafen

“Her sevincin, her kederin, en ölümsüz sevgilerin, sonsuz denen göklerin, her şeyin bir sonu varsa, ayrılıkların da sonu var. Bir gün çıkıp geleceksin.”

Etrafınızda birisini tüm kalbiyle sevip bir nedenden kavuşamayan birileri var ise, onlara iyi davranın; hasretten, özlemden iğne ipliğe dönmüş ruhlarını incitmeyin. Birilerini “yokluğunda” sevmeye gönüllü olmak akıllı insan işi değildir zira.

SENDEN AYRI GÜNLERİMİ SANA NASIL ANLATSAM Kİ..

Aşk, sanılanın aksine duygusal veya fiziksel  bir mecburiyet değil, bir tercihtir ve her gün, her sabah doğan güneşle beraber o aşk yeniden var edilir, yeniden sevilir o insan. Uykudan uyanan kalp özenle, incelikle yeniden sarılır o aşka. Kendisini mecbur hissettiği için değil, o insanı sevmeyi istediği için.

Sonra gün başlar, kimi zaman yoğun, kimi zaman daha sakin ama hep onunla geçer gün; akılda olmasa bile akıldadır. “Yoktur ama vardır” – bir zamanlar Ajda Pekkan’ın dediği gibi “ekstrem tenakuzlar” içindedir bu insanlar, üzerilerine gitmeyin. Bir restoranda, parkta, arabada, birbirine aşkla bakan insanlar görüldüğünde o yokluk kocaman bir hüzün olur oturur insanın içine; başkaları için istemediğinden değil, kendisi için de istediğinden.

YILLAR VAR Kİ BEN BÖYLE BEKLİYORUM ÖZLEMİNLE..

Gündüzleri bir şekilde geçer de, akşam olup da el ayak çekilince, işte o zaman o özlem kan diye akmaya başlar insanın vücudunda. Kimi zaman güldürmek, kimi zaman O’nun o güzel kalbinden geçirerek, inceltip hafiflemek için biriktirilen iyi, kötü anılara o gün yenileri eklenmiştir ve elden  o anıları da bir gün görüldüğünde açmak üzere bir kutuya koymaktan başkası gelmez. Yoklukta azıcık gideri olan telefon konuşmaları asla yetmez çünkü insan içindeki hasreti akıtamaz o mekanik şeye, bir sürü duygu kelimelere dökülememiş halde uzay boşluğunda bir yerde, bir uydu ile dünya arasında havada asılı kalır. Tam da bu “asılı kalma” halindeyken “Ben manyak mıyım yahu, ne zorum var kendimle?” sorusu gelir akla ama bu retorik bir sorudur ve cevabı bellidir: Aşk.

Aşk görmek, dokunmak, hissetmek ister; şımarık bir çocuk gibidir biraz, laftan, halden anlamaz ille de yanında olsun ister. Zor zamanda da, güzel zamanda da, vasat zamanlar da, hepsinde yanında ister.  Bu kadar yoğun bir şeyin karşılığı kocaman ve mecburi bir yalnızlık olduğu zaman da imdada şarkılar yetişir. Birilerinin benzer şeyleri daha önceden yaşamış olduğunu farketmek insanı rahatlatır, hasreti kolay kılmasa da, yaşanır kılar.

-İlhan İrem’e saygıyla.

Email this to someoneShare on Google+Pin on PinterestShare on StumbleUponShare on FacebookTweet about this on Twitter

Sorularınız mı var?

Sizi dinliyoruz..

Gönderiliyor

info@platonyx.com | İstasyon Yolu Sk. No: 3 Maltepe - İstanbul

©2017 PlatoNYX

Kullanıcı Sözleşmesi | Gizlilik Sözleşmesi

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?