Kadının Adı Var: Kezban

Biz bu Kezban’ı Barış Manço’nun Kezban isimli bir kadına yazdığı, bir adet papağan ve muhtelif güvercinlerin boy gösterdiği, yarı saykodelik bir klip ve neredeyse sözlerinin tamamının atasözü ve deyimlerden oluştuğu şarkı olarak bilirdik. (Bu arada, Türk Dil Kurumu Metamorfoz albümünde 50’ye yakın deyim ve atasözü kullandığı için Tarkan’ı tebrik ediyorsa, Barış Manço’nun heykelini tüm ülkeye dikmesi gerekir. Barış Manço’nun rastgele 2 şarkısında 50 tane deyim ve atasözü bulunur zira.) Fakat bu Kezban ifadesi biz bakmayalı bambaşka bir anlama bürünmüş, şarkıdaki aşkın öznesinden, kadınları toptan yaftalayan “joker” bir kelimeye dönüşmüş.

KEZBAN: BİR KELİME İLE ÇOK ŞEY ANLATMA SANATI

Şöyle kısaca bir literatür taraması yaptığımızda, “Kezban” ile anlatılmak istenen kadın tipi şöyle bir şey çıkıyor: Kaprisli, şımarık, manüpülatif, dedikoducu, hemen evlenmek isteyen, kendisini prenses zanneden, fazla yüz vermeyen, aptal, “herkese veren”, “vermeyen”, herkesin peşinden koştuğunu zanneden, kaba, küfürbaz, kibirli, ukala, zevksiz, erkeğin sırtından geçinen, şişko, kişisel bakımını yapmayan (“kıllarını almayan” olarak okuyun siz), kısa boylu, bıyıklı, okusa da okumasa da kültürsüz, elitist, sığ, aklı fikri parada olan, şekilci, egoist, ukala, anlayışsız..

Adeta bir matrix, adeta türk filmlerinden fırlamış kötü karakter. Şimdi eğri oturalım, doğru konuşalım böyle kadınlar yok mu? Evet var. Ama biraz da eğilip daha da doğru konuşursak bu ve benzeri tanımlamaların altında böyle kadınların varlıkları veya çoğunlukta olmaları değil, kesif bir “istediğini elde edemeyince kadına mundar deme” hali ve ondan da kesif bir kadın düşmanlığı yatıyor. Çünkü hayat felsefesi, duruşu, kıl durumu, kilosu, eğitim düzeyi ne olursa olsun, bu ülkedeki tüm kadınlar hayatlarının bir döneminde bu sıfata layık görülüyorlar erkekler tarafından. Kimisi “vermediği” için, kimisi “hemen verdiği” için, kimisi fazla “dır dır” ettiği için, kimisi yeni tanıştığı bir erkeğe güvenmeyip telefon numarasını vermediği için, kimisi kendine güvendiği için, kimisi hayatına bir yön vermek isteyip evlenmek istediği için, kimisi küfürden başka bir şey edilemeyecek bir durumda küfürü bastığı için, kimisi güler yüzlü olduğu için, kimisi asabi olduğu için yani özetle kezban olmak için ekstra bir özelliğe ihtiyaç duyulmuyor, kadın olmanız ve o sırada muhatap olduğunuz erkek cinsini öyle veya böyle sinir etmeniz yeterli.

İNSAN SEVGİLİSİNE DE KEZBAN DER Mİ YAHU?

Hadi yukarıda açıklanan durum erkeklerin “elde edemedikleri” bir cinsten kendilerince aldıkları intikam diyelim. Peki ya sevgililer bu garip denklemin neresinde kalıyor ey erkek cinsi, cevap verin.

Kişisel anı başlıyor: Bundan 1-2 hafta kadar önce masaların birbirine çok yakın olduğu ve yalnız oturduğum bir cafede yanıma bir çift oturdu. Bir süre sonra tartışmaya başladıklarında ise, gerek seslerini yükseltmeleri, gerekse o sırada bilgisayar başında yaptığım işten aşırı baymış olduğumdan dolayı bu arkadaşları hafif hafif dinlemeye başladım. Erkek tarafı kedi gibi “Ama aşkım, n’olur aşkım, beni bir dinle aşkım” diye tenor partisyonunda miyavlarken, hikayenin kadın tarafı tavizsiz ve sertti. Önceleri içimden “Dinleyiver işte canım, adam perişan olmuş, ay ne gıcık kız” diye geçirirken, kadının şu cümlesi kavgada tuttuğum tarafı o anda değiştirmeme yetti: “Ne anlatayım ben sana daha, 40 defa anlattım aynı şeyleri, beni hiç dinlemeden kafana göre hareket ediyorsun.” O sırada gayri ihtiyari kızın suratına baktım, içindeki bıkkınlık yüzünü geçmiş, paçalarından akıyordu artık. Şikayet edilen şey her ne ise kadın tarafından belli ki çok anlatılmaya çalışılmış, erkek bunu sallar gibi yapıp yine kendi canı ne istiyorsa onu yapmış ve durum artık ciddileşip kızı kaybetme noktasına gelince de süt dökmüş kedi olunuvermiş. Çok tanıdık, bilindik bir hikaye. Sonu da belli.

Ancak benim için bu hikayenin can alıcı noktası ve bu yazının yazılmasına sebep olan durum kadın masadan kalkıp, erkek bir süre sonra erkek arkadaşlarını çağırdığında yaşandı. Erkeklerden birinin “N’oldu abi, konuştunuz mu?” diye sorması üzerine esas oğlanın verdiği şu cevap tarihe geçecek düzeydeydi: “Aman abi, bıktım şu kızın kezbanlıklarından”. Uuu beybi. Arkadaş daha yarım saat önce miyavlıyordun kızın karşısında yahu? Derdini anlatmak için, ne düşündüğünü anlamak için, gönlünü almak için, ikna etmek için masada parandeler attığın kız ne ara “kezban” oluverdi? Vay arkadaş.

Bu kezban olayı karşınızdaki kadından çok “sizinle ilgili” bir ego meselesi ponçikler, kabul edin bunu. Egonuz zedelendiğinde otomatik refleks olarak karşınızdaki kadını aşağılayarak tatmin olmaya çalışıyorsunuz. Sonra da “kızlar çok rererö”, eh siz de çok farklı değilsiniz.

 “AMK”nın bir futbol gazetesine isim yapılması gibi, bu Kezban’nın da bir kadın dergisine isim yapılmasını bekliyorum artık.


Email this to someoneShare on Google+Pin on PinterestShare on StumbleUponShare on FacebookTweet about this on Twitter

Sorularınız mı var?

Sizi dinliyoruz..

Gönderiliyor

info@platonyx.com | İstasyon Yolu Sk. No: 3 Maltepe - İstanbul

©2017 PlatoNYX

Kullanıcı Sözleşmesi | Gizlilik Sözleşmesi

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?